Aykan Sever: İran'da yönetim değişmedikçe ABD politikalarında ısrarlı olacak

Paylaş:

İZMİR - ABD ve İran arasındaki gerilimi değerlendiren Gazeteci-yazar Aykan Sever, savaş beklentisinin fazla olduğunu ifade ederek "İran'daki yönetim değişmediği takdirde Amerika politikalarında ısrarlı olacaktır" dedi. 

Ortadoğu uluslararası güçlerin müdahalesiyle yeniden dizayn edilirken, ABD ve İran arasındaki gerilim ise her geçen gün artıyor. Ekonomik krizin derinleştiği ve hak ihlallerinin arttığı İran, ABD'nin savaş tehdidi altında. Gerginliğin arttığı bu dönemde İran ve ABD arasında Umman'da 6 Şubat'ta görüşme yapıldı. Görüşmede, İran'ın balistik füze programı, bölgesel vekil gruplara desteğinin kesmesi, zenginleştirilmiş uranyum ve nükleer silahları görüşme ana gündemler oldu. İran, savunma yeteneklerinin müzakere konusu yapılamayacağını ve saldırılara karşı tedbirler aldığını söylerken ABD ise bölgeye askeri güç yığmaya devam ediyor. Öte yandan İsrail Devlet Başkanı Benyamin Netanyahu ise söz konusu gelişmeler kapsamında ABD başkanı Trump ile görüşecek. 
 
Gazeteci- yazar Aykan Sever İran ve ABD arasında yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
 
Trump'un yönetime gelmesi ile birlikte 3'üncü Dünya savaşının başka bir evreye geçtiğini ifade eden Sever, Ortadoğu'daki haritanın yeniden şekillendiğini ifade etti. Yapılan anlaşmalar ve şu anki tablonun mutlak olmadığını belirten Sever, "Yapılan anlaşmaların veya varılan konsensüslerin belli bir süre için kalıcılığı olabilir. Bu savaş var oldukça bütün bu statükoların tamamı erozyona uğrama olasılığı var. 3'üncü Dünya savaşı dediğimiz savaş, 2'nci Dünya Savaşı sonrası oluşan bütün statükoyu değiştiriyor. Farklı uluslararası güçler de buna karşı kendilerine göre tedbirler almaya çalışıyor. Savaşın aktörleri olan güçler kendilerine göre hamleler yaparak bu süreci kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Burada savaşın ana aktörü ABD. ABD 2'nci Dünya Savaşı oluşan düzeni yeniden kendisine göre şekillendiriyor ve bu zemini ortadan kaldırıyor. Birleşmiş Milletler'e (BM) alternatif bir Barış Kurulu oluşturuluyor. Bunun içinde Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke yer alıyor. Buranın mantığı, Amerikan yönetimi güç etrafında yeni bir hukuk oluşturmaya çalışıyor. 'Güç dini' diye bir şey söz konusu. Yani 3'üncü Dünya savaşının ideolojisini, 'dinini' güç olarak tarif edebiliriz ve bunun tanrısı da savaş" dedi. 
 
ABD'NİN İSTEDİĞİ İRAN'DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ
 
Ortadoğu ve İran'daki durumun da yaşananlardan ayrı olmadığını kaydeden Sever, "İran'ın tehdit altında olması insan hakları ihlalleri veya katliamlar yapması değil. Bunlar Şah döneminde de vardı. Şah döneminde İran, ABD ve İsrail'in kuklasıydı ve hiçbir problem çıkmıyordu. O dönemde de katliamların, işkencelerin haddi hesabı yoktu. Gelinen noktada Trump yönetimi 'masrafsız' şekilde İran'da rejim değişikliği yapmak istiyor. Çünkü İran ekonomisi yürümüyor ve bu sermaye kesimi de kaybediyor. Umman'daki görüşmelerden sonra İran'ın yanıtı içerideki bu kesime operasyon yapmak oldu ve ABD'nin bu kesimlerle uzlaşma olasılığının önünü kapattı. İran, bir ABD ile uzlaşma olacaksa Molla rejimi ile olmasını tercih ediyor. İran'ın da bir savaşı tercih ettiğini söyleyemeyiz. Ancak burada bir İsrail faktörü var. İsrail, kesinlikle bu durumdan rahatsız oldu. Çünkü görüşmelerden sonrası her iki taraftan da 'pozitif' açıklamalar geldi. Ancak bu ne kadar gerçekçi bilmiyoruz çünkü ABD hiç olmadığı kadar bölgeye yığınak yapıyor. Sadece ABD değil İngiltere ve Fransa da yığınak yapıyor. Dolayısıyla bir savaş beklentisi daha fazla" ifadelerine yer verdi. 
 
'RUSYA VE ABD GELİR UZLAŞISI İÇERİSİNDE'
 
Netanyahu'nun ABD ve İran arasındaki görüşmeden rahatsız olduğunu dile getiren Sever, Trump ve Netanyahu arasındaki görüşmenin ana gündeminin İran olduğunu söyledi. Rusya'nın arabulucu rolü oynadığına dikkat çeken Sever, "Bir uzlaşma olsa dahi bu geçici bir uzlaşma olur. Yani İran'daki yönetim değişmediği takdirde Amerika politikalarında ısrarlı olacaktır. Bu politikanın 3'üncü Dünya Savaşı'nda önemli bir yeri var. İran'da bir rejim değişikliği olursa bu Çin'i bir yenilgiye sürüklemenin aracı olur. Çin, alternatif politikalar üretir ama İran rejiminin ABD'nin kontrolüne girmesi Çin açısından büyük bir darbe olur. İran, kuzeyde kuşatma altında. Rusya'nın politikası burada Amerika ile uzlaşma yönünde. Yani İran'a bir saldırı olursa Rusya onların arkasında olmayacak. Rusya için asıl mesele Ukrayna meselesi. Rusya, Amerika ile bir gelir uzlaşısı içerisinde. 12 Trilyon Dolarlık anlaşma olasılığından ve Rusya topraklarındaki yer altı kaynakların Amerikan sermayesine açılmasından bahsediliyor. Bu iki taraf için de 'kazan-kazan' olur. 3'üncü Dünya savaşı açısından da kritik bir gelişme olur. Çin, yalnız bırakılmış olur, Soğuk Savaş dönemine göre tersi bir gelişme olur" diye belirtti. 
 
'COLANİ ÜZERİNDEN UZLAŞILMIŞ BİR ORTAKLIK VAR'
 
Ortadoğu'nun genelinde özelde de Irak ve Suriye'deki gelişmelerin İran ile bağlantılı olduğunu söyleyen Sever şu ifadelere yer verdi: "Haberlerde gördük, Saddam'ın kızı Colani ile buluşmuş. Birtakım yeni projelerden bahsediliyor. Savaşı Irak'a ve Güney Kürdistan'a yıkarak Ortadoğu'da 2011'deki proje yeniden kurulmuş oluyor. Bu İsrail, Türkiye, ABD ve İngiltere'nin dahil olduğu bir projeydi ve bu projeyi yeniden diriltmeye çalışıyorlar. Burada bir Şii-Sünni savaşı da söz konusu. DAİŞ'i yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyorlar. Burada Kürtlerin statüsü de tehlike altında olduğu gibi Kürtler soykırım tehdidi ile karşı karşıya. Hakan Fidan'ın son zamanlardaki açıklamaları dikkat çekiyordur zannediyorum. Güney Kürdistan uzun zamandır Türk Ordusu'nun işgali altında. Zaho'dan İran'a 139 tane askeri üs var. Uluslararası güçler bu konuda şu ana kadar herhangi bir söz söylemedi. Sonuçta bu bir NATO politikası. Şunu da belirtmekte yarar var; Colani'nin iktidara gelmesi de bizzat NATO politikası. Dolayısıyla sürprize yer yok, bu savaşı kızıştıran bu ortaklıktır. Ülkelerin kendi aralarında bazı çelişkiler olmakla birlikte Colani üzerinden uzlaşılmış bir ortaklık var. Bu projenin kapsamında İran'daki yönetim değiştirilecek ve savaş ilerletilecek. Bu güçler gerçek anlamda hegemon olmadıkları takdirde 'birbirilerini yesinler' diyorlar. Halklar birbirileri ile sürekli savaş içinde olduğu takdirde onlar rahat edecekler. Epstein dosyasında da ortaya çıktığı gibi küresel elitin gölgesinde bize kölece bir hayat var. Halklar onlar için nesne. Tom Barrack'ın açıklamalarında da halkların nesne olarak görüldüğünü görüyoruz, 'Ortadoğu'da monarşi iyidir' diyor. Aslında tarif ettiği Erdoğan veya Suudi Arabistan'daki rejimdir."  
 
'SAVAŞA KARŞI ÇIKAN CEPHE OLUŞTURMAK GEREKİYOR'
 
Öte yandan İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını 'büyük bir sabotaj' olarak değerlendiren Sever, "Sonuçta mevcut kapitalist düzenin ayaklarından biri aksamış olacak. Suudi Arabistan bu konuda tereddütlü. ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi sonrası aslına ABD'nin istediği her şeyi yapmadığı, Suudi Arabistan ve Arap Emirlikleri'ndeki petrol rafinelerinin Husilerin saldırına karşı korumak için ABD'nin verdiği silahları korumada yetersiz kaldığını gördük. İsrail-İran arasındaki savaşta batının teknolojisinin de İsrail'i savunmada da yetersiz kaldığı görüldü. Bir de Birleşik Arap Emirlikleri'nin ABD ve İsrail tarafından desteklenmesi Suudi Arabistan'ı farklı arayışlara itiyor. Her ülke kendisine göre denklemler kuruyor ancak bu denklemlerin gerçek hayatta karşılık bulması zayıf. Bunların yaptıkları hesaplar tamamıyla yönetimler üzerine. Burada halkların dinamizmini harekete geçirerek savaşa karşı çıkan bir cephe oluşturmak gerekiyor. Zulüm iktidarları yıkılmadan halklar ne barış ne de gelecek görebilir. İnsanları açlığa mahkum ediyorlar. Mesela Kobani'de anlaşma olmasına rağmen kuşatma niye halen sürüyor? Kobani simgesel bir yer ve oradaki kuşatmayı yapan sadece Colani değil. 3'üncü bir taraf oluşmadığı sürece bu savaşın bitmesi mümkün değil. Barışı savunmak bizim görevimiz olmalı. Başka türlü egemenlerin oyunları içerisinden çıkış yok. Egemenler bize kölelik dayatıyor. Halklar bu siyasetten memnun değil. İnsanlar baskı ve şiddetin içinde yaşamak istemiyorlar" diye konuştu. 
 
MA / Uğurcan Boztaş
 
 
İlgili Haberler
İran'dan Türkiye'ye atılan füzenin imha edildiği açıklandı
İran'dan Türkiye'ye atılan füzenin imha edildiği açıklandı

Savunma Bakanlığı, İran'dan Türkiye'ye doğru ateşlenen bir füzenin NATO tarafından etkisiz hale getirildiği açıkladı.

İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney kimdir?
İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney kimdir?

ABD-İsrail saldırılarında 28 Şubat'ta öldürülen Ali Hamaney'in yerine seçilen oğlu Seyyed Mücteba Hamaney “monarşi” tartışmalarını da beraberinde getirdi. Mücteba Hamaney’in rejim güçleri içerisinde “güçlü bir figür” olduğu belirtiliyor.

HRANA: İran'da 194'ü çocuk, bin 205 sivil katledildi
HRANA: İran'da 194'ü çocuk, bin 205 sivil katledildi

HRANA, ABD ve İsrail'in İran'a dönük saldırılarında 194'ü çocuk bin 205 sivilin katledildiğini açıkladı.

PJAK Diplomasi Sözcüsü: İran'da değişim Kürtler olmadan yapılamaz <font color=#ff0000> SÖYLEŞİ </font>
PJAK Diplomasi Sözcüsü: İran'da değişim Kürtler olmadan yapılamaz SÖYLEŞİ

İsrail ve ABD'nin İran'da Kürtlerle ittifak arayışına işaret eden PJAK Diplomasi Sözcüsü Zagros Enderyarî, "İran'da yapılmak istenen değişim ya da planlanan değişim, Kürtler olmadan yapılamaz, bunun farkındalar" dedi.

HRANA'dan saldırı raporu: 183'ü çocuk bin 114 sivil katledildi
HRANA'dan saldırı raporu: 183'ü çocuk bin 114 sivil katledildi

HRANA, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarında 183'ü çocuk bin 114 sivilin katledildiğini açıkladı.