18 yıldır sahnelenen bir otobiyografi: Cadının Bohçası
İSTANBUL - Cadının Bohçası Tiyatro oyununu 18 yıldır sahnelere taşıyan Zeynep Esmeray Özadikti, tiyatro sevgisini anlatırken “Tiyatro deyince aklıma politika, sesimi duyurmak ve hafıza taşıyıcılığı geliyor” dedi.
Kars’ta 1973’te dünyaya gelen oyuncu ve yazar Zeynep Esmeray Özadikti, yaşadığı ekonomik ve sosyolojik zorluklar nedeniyle İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Zeynep Esmeray Özadikti, yıllardır Kürt ve Trans hak mücadelesi sürdürerek yaşamını inşa ediyor. Oyuncu olan Zeynep Esmeray Özadikti, 2008’de Bilgi Üniversitesi’nde ilk defa kendi yazdığı olan tiyatro oyunu “Cadının Bohçası”yla sahneye çıktı. “Cadının Bohçası” oyunuyla 18 yıldır aralıksız olarak Avrupa, Anadolu ve Türkiye’nin hemen hemen her yerinde sahne aldı. Zeynep Esmeray Özadikti, aynı zamanda bir otobiyografi oyunu olan “Cadının Bohçası” tiyatro oyunu ile kulisinin kapısını bize açarak tiyatronun hayatındaki yerini anlattı.
Yıllardır Cadının Bohçası oyununu sahnelediğini ve bunu bir hafıza taşıyıcılığı olarak değerlendiren Zeynep Esmeray Özadikti, “Türkçesi ‘Meddah’ Kürtçesi ise ‘Stran kilam ya da dengbêj’ anlatısı gibidir. Bu oyuna kendi hayat hikayemden yola çıkarak başladım. Çünkü bohçamda çok şey birikmişti. Ben hep yazıyordum, yazmak iyidir, söz uçup gider yazı kalır. Fakat bazen de insanların gözünün içine bakıp bazı şeyleri söylemek gerekiyor. Bunun da en iyi yolu tiyatrodur. Tiyatro deneyimim vardı. Mezopotamya Kütür Merkezi’nde (MKM) iki yıl tiyatro kursuna gittim. Türkçe ve Kürtçe tiyatro eğitimi aldım. Başka tiyatrocu arkadaşlarıma da ‘Cadının Bohçası’ fikrini anlattım. Hazırlıkları beraber yaptık. Oyunun ilk galasını 2008’de Bilgi Üniversitesinde yaptık. Sahneye çıktığımız ilk günden itibaren çok ilgi çekti ve izlendi. Toplumsal cinsiyet dersleri üniversitede yeni başlamıştı. Bu oyunla birçok üniversite olmak üzere Anadolu’nun çok yerinde oynadım. Avrupa turneleri de yapıldı. 18 yıldır oyun sahneliyoruz artık nostaljik bir oyun oldu. Aynı zaman da bir sosyal sorumluluk projesi gibi de oldu” dedi.
‘BİR OTOBİYOGRAFİ’
Yıllar geçtikçe izleyici profilinin farklılaşmasının yanı sıra bir otobiyografi hikâyesi olduğu için oyunda ana hikâyenin korunduğunu söyleyen Zeynep Esmeray Özadikti sözlerine şöyle devam etti: “Fakat günümüzle ilgili eklemeler var. İzleyici ile diyalog halinde olduğumuz için doğaçlama şeyler de oluyor. Oyuna geçmişten küçük hikâyeler eklediğimde oluyor. Ama ana iskeleti değiştirmiyorum”
‘KÜRÇTE RÜYA GÖRMÜYORDUM’
Zeynep Özadikti Esmeray “Cadının Bohçası” nın artık klasikleştiğini istek oldukça sahneye çıkıp oynadığı bir oyun olduğunu vurguladı. Zeynep Esmeray Özadikti, “Yeni projelerim var. Yıllardır hayalini kurduğum Kürtçe bir oyun projem var. Metni yazdım oyun oluştu. Bir iki provada aldım. Yeni projem tamamen farklı bir hikâye. Bir tanıklık hikâyesi bir kuma hikâyesi. Trajik bir kadın hikâyesi. Sadece kuluçka makinası gibi kullanılmış çocuk doğurmuş. Cariyelik muamelesi görmüş. Ve bütün bunlara rağmen ayakta durmaya çalışan süsüne düşkün bir kadın. Farkında olsa da olmasa da çok ironi yapan hayatında ayakta dura bilmek için sürekli bir mizahi dili vardı bu kadının. Baba çok uygundu bu kadının hikayesini hep anlatmak istiyorum. Kürtçe tiyatroyu da bu kadını anlatarak yapabilirim. Bu kadının hikayesini anlatmak hep aklımdaydı ama en son şu şekilde karar verdim. Asimilasyon politikalarının baskısıyla ben yıllardır Kürtçe düşünmüyordum ve Kürtçe rüya görmüyordum. Artık Kürtçe rüya görmeye başladım ve karar verdim Kürtçe Tiyatro yapmaya. Eylülün üçüncü haftası prömiyeri düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘BU BİR HAFIZA TAŞIYICILIĞI’
Tiyatro deyince sadece bir metni ezberleyip sahneye çıkıp oynamak olarak değerlendirmediğini söyleyen Zeynep Esmeray Özadikti, “Tiyatro deyince aklıma politika, muhalif, sesimi duyurmak, hafıza taşıyıcılığı geliyor. En çokta beni tutan tiyatronun hafıza taşıyıcısı olması. Tiyatroyu anlatmak için bazen şöyle bir benzetme yapıyorum: Kediler kendi tüylerini yalayarak içlerinde biriktirirler ve sonra kusarlar. Tiyatro da öyle. İnsanın kendi içinde biriktirip sahneye çıkıp kusması demektir” dedi.