ŞIRNEX - Şirnex'te askerlerin organize ettiği fuhuşa dikkat çeken TJA'lı Berivan Kutlu, “Bizi koruyor' denilen kişiler toplumda ahlaksızlığı yayıyor” derken, Av. Suzan Karagol ise “Cezasızlık politikası çocuk istismarı, cinsel saldırı ve cinsel taciz suçlarının artmasına sebep oluyor” dedi.
Şirnex'te 11 yıl aradan sonra ortaya çıkan fuhuş çetesi, kentte devlet eliyle sürdürülen özel savaş politikalarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Astsubay, uzman çavuş ve kent dışından getirilen kadınlarla nasıl bir fuhuş ağının örüldüğü ise belge, kayıt, tape ve fiziki takiple 11 yıl sonra hazırlanan 124 sayfalık iddianameyle bir bir anlatıldı. İddianamede rütbeli askerlerin nüfuzlarını kullanarak fuhuş yaptırılan kadınları sorunsuz bir şekilde kontrol noktalarından geçirdiklerine de yer verildi.
Devletin yıllardır özel savaş politikaları uyguladığı Botan’da bugüne kadar asker, polis ve korucular tarafından işlenen tecavüzler sonucunda hazırlanan dosyalar ya cezasızlık politikasıyla sürüncemede bırakıldı ya da bir şekilde üstü örtüldü.
Tevgera Jinên Azad (TJA) üyesi Berivan Kutlu ile Şirnex Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Suzan Karagol, Şirnex ve ilçelerinde uygulanan özel savaş ve cezasızlık politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘ÇOK AĞIR SALDIRILAR VAR’
Yıllardır Botan'da devletin sistematik olarak özel savaş politikası uyguladığını kaydeden Berivan Kutlu, devletin bununla sonuç almak istediğini söyledi. Berivan Kutlu, “Botan'ı insanlığın yurdudur. Bundan kaynaklı çok ince ve derin bir özel savaş politikası uygulanıyor. Çünkü Botan kültür ve toplumsal değerlerini en fazla yaşatan bölgedir. Bir toplumu kendi değerlerinden ve toprağından uzaklaştırdığınızda yok etmeniz kolay olur. Bu yüzden özellikle Botan'da özel savaş politikasını yürütüyorlar. Çok ağır saldırılar, çok ağır psikolojik ve fiziksel savaşlar yürütüldü ancak yine de Botan halkı, kadınları ve gençleri geri adım atmadı. Şimdi de başka politikalarla sonuç almak istiyorlar. Botan üzerinde ciddi bir planlar yapıldı. Toplumsal değerlerimize el uzattıktan sonra da zihinlerimize ve yüreğimize girmeye çalıştılar. Çünkü bugüne kadar yaptıkları hiç bir fiziksel soykırımda başarılı olamadılar. Yaşadığımız her bir acıdan güçlenerek çıktık. Dolayısıyla mesele sadece siyasi parti meselesi değildir. Hepimiz mahalle ve sokaklarımıza sahip çıkmalıyız. Toplumsal kültürümüzden ve ahlakımızdan da vazgeçmemeliyiz” dedi.
'BİZİ KORUYORLAR' DENİLEN KİŞİLER…’
Türkiye'de adalet ve hukuk sisteminin çürüdüğünü belirten Berivan Kutlu, özel savaş politikalarının da “kolluk” kuvvetinin eliyle yürütüldüğüne dikkat çekti. Toplumu “koruyanların” topluma en fazla zarar veren kişiler olduğuna işaret eden Kutlu, “Bizi koruyor' denilen kişiler toplumda ahlaksızlığı yayıyor. Bu sıradan bir mesele değil, bilinçli yapılmış bir şeydir. Özellikle de Kürt halkı, kadınları ve gençleri üzerinden uygulamaya sokuluyor. Katledilen bir kadın için sesimizi yükselttiğimiz ve mücadele ettiğimiz için hakkımızda soruşturmalar başlatılıyor. Eğer durum bu noktaya gelmişse bu Türkiye'nin içinde bulunduğu çürümüşlüktür. Hukuk devleti olduğunu ve adaleti sağladığından bahsediyorsan bu meseleyi de 1 yıl içinde açıklığa kavuşturup adaleti sağlaman lazımdı. Bunu yapanları teşhir etmen gerekirdi. Bu planın zemininde ahlaksızlık var. Diyorlar, 'ayakkabı numaralarını dahi biliyoruz.’ Peki bu ahlaksızlığı yapanlar nasıl bilinmiyor ve fark edilmiyor? Bizler dışarıda da olsak içeride de olsak onların ‘güvenliğine’ inanmıyoruz. Neden kendi anadilini savunan bir insanı hemen tutukluyorsunuz da bu fuhuşu yapanları, organize edenleri çözemiyorsunuz? Sizin Kürde karşı adaletiniz ve hukukunuz da yürüttüğünüz politikanın ürünüdür. Bu yüzden 11 yıl sonra bu fuhuş davası görülmeye başlanıyor” diye belirtti.
'SEÇİLEN KİŞİLER BÖLGEYE YERLEŞTİRİLİYOR'
Bölgedeki özel savaş politikalarına göz yumulduğunu anımsatan Berivan Kutlu, “Uzman çavuşlarıyla dışarıdan insan getirip Botan gençlerini asimile ettiler. Yabancı uyruklu kadınların dışarıdan getirilmesindeki amaç bellidir. Yine gençleri uyuşturucuya alıştırıyorlar. 2010 yılından sonra bu yönelimleri başladı. İlk olarak buraya gönderilen ‘güvenlik’ görevlileri özel olarak seçiliyor. Bu kadar ismin olduğu bir dosyada tek bir kişi bile tutuklu yargılanmıyor. Şirnex'e uyuşturucu geliyor, satılıyor ve içiliyor. Ancak devletin buna bir müdahalesi yok. Bunlar uyuyorlar mı, görmüyorlar mı? Bu işi yapanlar korunuyor" diye konuştu.
DAVAYI SAHİPLENMA ÇAĞRISI
Kadın örgütlerinin bu davayı sahiplenmesi ve faillerin en ağır bir şekilde cezalandırılması için gereken mücadeleyi vermeleri çağrısında bulunan Berivan Kutlu, “Üzerimizde yürütülen ve devam ettirilen bu politikaya karşı hepimizin ses çıkartması gerekiyor. Bütün kadınlara çağrımız; bu ahlaksızlığı kabul etmememiz gerekir. Bu fuhuş çetesini örgütleyen, kuran ve yürütenlere karşı mücadelemizi büyütelim. Bizler hep birlikte kadın kimliğine, kültürüne ve toplumsal değerlere sahip çıkalım. Meşrulaştırılan bu politikalar geçit vermeyelim ve bu politikalara karşı uyanık olalım” ifadelerini kullandı.
SUZAN KARAGÖL: POLİTİKAYA DÖNÜŞTÜ
Cezasızlık politikasına değinen Şirnex Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Suzan Karagol, "Sorumluluklarını yerine getirmemeye devam eden devlet, bunu politika dönüştürmektedir. Cezasızlık politikası, devletin bizzat yarattığı veya göz yumduğu aktörler eliyle veya devlet ve kurumlarının denetlenmemesi sonucu meydana gelmiş olan ağır ve sistematik hak ihlallerdir. Devlet tarafından yürütülen cezasızlık politikasının yargı alanında en fazla görülen 2 yansıması var; Bunlar, kolluk biriminin fail olarak yargılandığı ceza dosyaları, ikincisi yansıma ise kadın cinayetleridir. Hukukun cinsiyet eşitliğini gözeten bir yaklaşımla uygulanmaması mevcut ceza sisteminin temel eksiğidir. Öte yandan, kadına yönelik şiddet, İstanbul Sözleşmesi’nde de vurgulandığı üzere, bütüncül bir ele alışı gerektirir" dedi.
‘SANIK KOLLUK AÇIĞA ALINMIYOR'
Faillerin tutuksuz yargılanmasının işlediği suça meşruiyet kazandırdığını belirten Suzan Karagol, "Hak ihlali gerçekleştiğinde kolluk birimine mensup olan şüpheli, silah kullanan polis veya jandarma hakkında, hazırlık soruşturmaları Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılır. Dava açıldığında sanık duruşmadan vareste tutularak, hakkında açığa alma, işten el çektirme işlemi uygulanmamaktadır. Suç şüphelisi kolluk görevlilerinin açığa alınmadan ve işten el çektirilmeden yargılanmalarına neden olmaktadır. Kuşkusuz, bir hukuk devletinde masumiyet karinesi uyarınca bu bağlamda kâğıt üzerinde soyut bir sorun olmadığı düşünülebilir. Fakat cezasızlık ikliminde kolluk güçleri lehine özel bir güvence vurgusunun ön plana çıkartılmasının, bir soruşturma sırasında delillerin karartılması olasılığına neden olacağı göz ardı edilmemelidir. Kadın cinayetleri konulu ceza dosyalarında da benzer bir durum söz konusudur. Yargılanan failin soruşturmasının etkin bir şekilde yürütülmemesi, tutuksuz yargılanması, hakkında ceza indirimine gidilmesi, yargılamanın uzun sürmesi neticesinde mağduru veya yakınlarının hak ihlalleri neticesindeki mağduriyetleri tazmin edilmemektedir" şeklinde konuştu.
'CEZASIZLIK POLİTİKASI SUÇ VE SUÇLULARI ARTIRMAKTA'
Sadece iktidar partileri ile ilişkisi olanın adalete erişebildiğine işaret eden Suzan Karagol, cezasızlık politikası sonucunda daha fazla kadının şiddete uğrayarak katledildiğini söyledi. Suzan Karagol, "Uygulanan yanlış politikaların ve saldırıların yarattığı sonuç ise; daha fazla kadının şiddete uğraması, öldürülmesi, daha çok çocuğun istismar edilmesi ile sonuçlanmaktadır. Yargı eliyle yürütülen cezasızlık politikası çocuk istismarı, cinsel saldırı, cinsel taciz, genel ahlaka karşı suçlar, uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları gibi suçların geçmişten günümüze artmasına sebep olmaktadır. Aynı zamanda failin aynı suçu birden fazla kez işlemesine olanak sağlamaktadır. Hukukta gerekli normlar olan ancak yanlış ve cinsiyetçi şekilde uygulanan haksız tahrik indirimi ve iyi hal indiriminin erkek failler lehine yorumlanması ve en önemlisi de infaz değişikliği adı altında yapılan gizli aflarla kadınlara ve çocuklara karşı işlenmiş suçların faillerinin de affedilmesi kadın cinayetlerindeki tırmanışın en önemli nedenlerindendir. Sadece parası veya iktidar partileri ile ilişkisi olanın adalete erişebildiği, hukuk güvenliğinin sıfırlandığı koşullarda kadına karşı her türlü şiddeti ve kadın cinayetlerini tetikleyici bir etki yaratmaktadır" diye belirtti.
YARIN: İçişleri Bakanlığı'ndan skandal “fuhuş” yanıtı
MA / Zeynep Durgut