İSTANBUL - Bir Grup Müslüman Aydın üyesi Faysal Mahmutoğlu, çözüme her zamandan daha yakın olduklarını belirterek, “Sürecin pozitif ve adil bir barışa dönüşmesi için gayret sarf etmemiz gerekiyor. Özellikle sivil toplumun burada katkısı çok fazla olacaktır. Bu defa hep birlikte başaracağız” dedi.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti ile 2 görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde, Abdullah Öcalan’ın “demokratik dönüşüm” çerçevesinde kamuoyuna yansıyan 7 maddelik çözüm deklarasyonu birçok kesim tarafından tartışılıyor.
Bu kapsamda Kürt sorunun demokratik çözümüne dair tartışmalar sürerken, çeşitli kurum, kuruluş ve kesimler tarafından konuya dair panel, toplantı ve çalışmalar yapılıyor.
Sorunun çözümüne, İmralı görüşmeleri ile başlayan bu süreçten beklentiler konusunda geçtiğimiz günlerde görüş ve önerilerini sunan “Bir Grup Müslüman Aydın” oluşumundan Faysal Mahmutoğlu, Kürt sorunun çözümü ve barışın inşasına dair değerlendirmelerde bulundu.
MESELE SİLAHA İNDİRGENEMEZ
Bildiriye imza atan birçok kişinin çoğunun 1990’larda kurulan İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği’nde (MAZLUMDER) yer aldığını ve Kürt sorununun çözümüne dair katkı sunan insanlar olduğunu anımsatan Mahmutoğlu, iktidarın meseleyi sadece silahların gömülmesi üzerinden ele almasının yanlış olduğunu söyledi. Mahmutoğlu, çatışma literatüründe silahların gömülmesinin negatif barışı ifade ettiğini belirterek, toplumun pozitif barışa ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
Mahmutoğlu, “Mesele sadece silahların gömülme meselesi değildir, silahlar gömüldükten sonra asıl iş başlıyor. Kürt halkının öteden beri dil, kimlik ve bunların anayasal statüde güvenceye alınması gibi bir takım talepleri var. Bu talepler hem insani hem de İslami taleplerdir. Bu haklar fıtraten Allah'ın insana bahşettiği haklardır. Kürtlerin yaşadığı bütün coğrafyalarda haklarının gasp edildiğini görüyoruz. Kürtler bu yapılanları hiçbir zaman kabul etmediler. Osmanlı zamanında bile yarı otonom bir şekilde yaşamışlardır. Bizler de bu süreçte Kürtlerin kendi haklarına kavuşması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim bildirimizin asıl amacı silahların bırakılması değil, Kürt sorunun eşit ve demokratik haklar temelinde çözülmesidir” dedi.
‘ANADİL HAKKI OLMAZSA OLMAZ’
Kürt halkının taleplerinin kabul edilmeyecek talepler olmadığını vurgulayan Mahmutoğlu, bu ülkenin kurucu unsurlarından olan Türkler hangi haklara sahipse Kürtlerin de aynı haklara sahip olması gerektiğini söyledi. Özellikle anadilde eğitimin olmazsa olmaz olduğunun altını çizen Mahmutoğlu, “Hepimiz Türkçeyi okullarda öğrendik. Çocuklarımızın kendi anadillerinde eğitim görmelerini istiyoruz. İslam da bunu emir ediyor. Eğer biz Kur'an'ı referans alırsak Kur’an da ayet var; Rum, 22 diye geçiyor ve şöyle deniyor; Farklılıklarınız Allah'ın ayetlerindendir diyor. Yani tüm farklılıklarımızla birbirimizi kabul etmek ve saygı duymalıyız. Kürtlerin talepleri bu anlamda meşrudur. Farklı dil, inanç ve kültürlerin bir arada yaşaması da bir zenginliktir” diye belirtti.
‘TECRİT KALDIRILMALI’
İmralı'da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile DEM Parti heyetinin yaptığı görüşmenin toplumda ciddi bir sinerji yarattığını kaydeden Mahmutoğlu, bu sürecin odağında Abdullah Öcalan olduğunu ve tecridin de kaldırılması gerektiğini söyledi. Mahmutoğlu, “Öcalan’ın kendi örgütüyle görüşmesi veya görüşmelerin sağlıklı ilerlemesi için tecridin kaldırılması önemlidir. Ama devlet aklı şu anda bunu ön görmüyor. Görüşmelerden anlıyoruz ki; devletin bir aciliyeti var. Devletin aciliyetinin olmasının nedeni ise Suriye'deki gelişmeler ve Rojava’dır. Bu yüzden kimsenin beklemediği bir anda bir süreç ortaya atıldı. Muhtemelen olumlu gelişmeler sağlandıktan sonra Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalkar ve umut hakkını kullanılır diye düşünüyorum” diye konuştu.
SÜRECİN ‘ÇIKMAZLARI’
“Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mektupların muhataplarına ulaştırılmasının ciddi bir çalışmanın olduğunu gösteriyor” diyen Mahmutoğlu, “Tüm bu gelişmeler yaşanırken, ciddi çıkmazlar da var. Bu çıkmaz sadece tecrit değil; kayyımlar, gazetecilerin tutuklanması, siyasetçilerin 15 yıl önceki konuşmalarını baz alarak tutuklanması bir çıkmaz ve bir sorundur. Yine devletin kullandığı militarist dil bir sorundur. Devlet hala ‘ya gömecekler ya da gömülecekler’ diyor. Bu bir barış dili değildir” diye belirtti.
‘BUGÜNKÜ KOŞULLAR DAHA UYGUN’
Tüm bu olumsuzluklara rağmen bugünkü koşulların 2013-2015 tarihleri arasındaki “çözüm sürecine” göre daha uygun olduğunun altını çizen Mahmutoğlu, “2013 yılındaki çözüm süreci bir iktidar projesiydi. Yani devlet projesi değildi. Bu bir handikaptı. Diğer bir husus ise 2013 sürecine sadece AKP destek veriyordu. CHP ve MHP şiddetle karşı çıkıyordu. Bugün ise parlamentoda İYİ Parti dışındaki bütün partiler destek veriyor. Bu büyük bir avantajdır. Bir başka husus ise 2013 yılında bölgesel dinamikler ve uluslararası güçler çözümden yana değillerdi. Bugün ise hem bölgesel dinamikler hem de uluslararası güçler çözümden yanadırlar. Devleti İmralı’ya götüren asıl nedenin bu olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE VE KÜRTLER İÇİN BİR KAZANIMDIR’
1916’da imzalanan Sykes-Picot Anlaşması’yla Kürdistan'ın dört parçaya bölündüğünü kaydeden Mahmutoğlu, “Bu anlaşma yapılırken Ortadoğu'nun en kadim hakları olan Kürtler, Dürziler ve Nusayriler yok sayıldı. Bütün etnik ve dinsel aidiyetler yok sayıldı. Şimdi Ortadoğu yeniden şekilleniyor ve haritalar yeniden çiziliyor. ABD devrede ve en önemlisi de İsrail faktörü var. 1916’da İsrail diye bir şey yoktu ama bugün bölgenin en güçlü gücü halinde. Ve İsrail bu yeni çizilecek olan haritanın oluşmasında başat rol oynuyor. Türkiye bunu göz önünde bulundurarak Kürtlerle barışmak istedi. Bu doğru bir hamledir ve barış şartları oluşmuş durumdadır. Bu da hem Türkiye için bir kazanımdır hem de Kürtler için bir kazanımdır. Dolayısıyla Kürtlerin bu avantajı iyi kullanması lazım. Tolstoy’un ‘Bir treni kaçırdığınızda başka bir tren gelir sizi alır götürür ama bir ulus treni kaçırdığında başka bir ulus gelir sizi alır götürür.’ Kürtler bugüne kadar bütün trenleri kaçırdı. Şu anda istasyona bir tren yanaşmış durumda, Kürtlerin bu treni kaçırmaması gerekir. Bu Kürtler için büyük bir fırsattır” şeklinde konuştu.
‘BU DEFA HEP BİRİLKTE BAŞARACAĞIZ’
Kürtlerin birliğinin önemine değinen Mahmutoğlu, Kürtlerin şuanda avantajlı olduğunu ve eğer birlik olmazlarsa, zayıf düşeceklerini uyarısında bulundu. Herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Mahmutoğlu, “PKK’nin kuruluşundan beri Kürt sorunun çözümüne dair dönemin hükümetleri ve örgüt arasında görüşmeler yapılıyor. Bütün bu görüşmeler hep hükûmetler düzeyinde yapılıyordu. Bu defa işi hükümet değil devlet bizatihi başlattı. Her yönüyle devlet başlattı. Yani kayyum atamaları, siyasetçileri tutuklamaları gibi durumlar her ne kadar sürecin ruhuna ters olsa da barışa şans tanımak lazım. Mevlana’nın dediği gibi ‘barışın yalanına bile katkı sunmalıyız’, gerçeğine ise çok şey verilir. Barışa odaklanmamız gerekiyor. Sürecin pozitif ve adil bir barışa dönüşmesi için gayret sarf etmemiz gerekiyor. Özellikle sivil toplumun burada katkısı çok fazla olacaktır. Yine sanatçılar ve aydınlara burada çok önemli roller düşüyor. Her şeye rağmen umutlu olmak gerekiyor. Bu defa hep birlikte başaracağız” dedi.
MA / Esra Solin Dal