İSTANBUL - İstanbul'da “Barış ve çözüm için imkan ve riskler” panelinde konuşan tarihçi Erdoğan Aydın, Ortadoğu'daki gelişmelere işaret ederek, "Kürt hareketinin aldığı reski savunmak gerekir" dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında İstanbul'un Kadıköy ilçesinde “Barış ve çözüm için imkan ve riskler” konulu panel düzenledi. Parti binasındaki panele çok sayıda kişi katıldı.
'GELİŞMELER TÜRKİYE'Yİ SÜRECE ZORLADI'
Moderatörlüğünü DEM Parti Kadıköy İlçe Eşbaşkanı Serap Borucu’nun yaptığı panelde konuşan tarihçi Erdoğan Aydın, bölgedeki gelişmelerin Türkiye’yi bir süreç başlatmaya zorladığını söyledi. Aydın, "Değişmek zorundayız’ demek zorunda kaldıkları bir sürecin sonucu olarak karşımıza çıktı. Dolayısıyla bazı açılardan geçmişe göre kolay kolay sona erdirilemeyecek bir süreçten söz ediyoruz. Ama bazı açılardan da düne oranla çok daha geri bir zeminde ısrar eden bir devlet aklıyla karşı karşıyayız. Dünya ne yazıkki 1960, 1970'li yıllarda olduğu gibi devrime koşulabilen bir dünya değil. Uluslararası emperyalist güç dengelerin yerelde Türkiye ve İsrail ve İran gibi alt emperyalist güçlerin at oynattığı, kendi halklarını milliyetçilikle ve dincilikle ölüme ve hak talep etmemeye zorladıkları bir dünyaya işaret etmektedir. Bu gerçeklik kaçınılmaz olarak Kürt hareketinin bu süreci göze alarak aldığı riski de beraberinde göstermektedir. Bu riski gönül rahatlığıyla savunmak gerektiği kanaatindeyim” diye konuştu.
Aydın, sürecin başarıya ulaşması için herkesin elinden geleni yapması gerektiğini belirterek, "İktidarın ısrarla bu süreci çürütmeye, ‘benim seçmenim olursun yahut da ölümlerden ölüm beğenirsin’ diyen tehditkâr dilini gerileten bir duruşta ısrar etmek gerekiyor. Bunları yapabildiğimiz oranda kendi iç ve dış dengelerinde yürümekte olan sürecin daha kısa bir zamanda somut mesafeler alabilmesine katkı sunmuş olacağız” ifadelerini kullandı.
‘PKK BİR SONUÇTUR’
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin ise, "Kürt meselesi" kavramı yerine "Kürdistan meselesi" kavramını kullandı. Eren Keskin, “Çünkü dört ayrı parçayı ilgilendiren bir coğrafyadan söz ediyoruz. Türk devleti ve devlet gibi düşünenler bu meseleyi PKK üzerinden tartışıyor. Oysa Şêx Seîd ve Seyit Rıza’nın mezarları gizlendiğinde, Dêrsim Soykırımı'nda PKK mi vardı? Yoktu. PKK bir sonuçtur. Demek ki mesele Kürt'ün varlığını yok etme politikasıdır. Bu ülkede kendilerini ilerici sosyalist devrimci, liberal olarak tanımlayanlar da Kürt meselesine gösterdikleri mesafeyi hepimiz çok iyi biliyoruz. Şimdi bazı korkulardan dolayı ‘Kürtleri kaptırmayalım, bizimle olsunlar’ düşüncesindeler ama karşılarında onlardan daha akıllı bir Kürt hareketi var. Zor bir coğrafya ve akıl hastası sayabileceğimiz adamlar tarafından yönetilen bir dünyadan söz ediyoruz. Bu coğrafyada Kürtler hem haksızlık yaşıyor hem büyük bir mücadele veriyor. Bu ülkede kadınlar çok büyük bir mücadele veriyor. LGBT hareketine yönelik nefrete karşı ses çıkartmamız gerekiyor. Devletin bu çözümsüzlük ve güvenlikçi politikalarının devamı, şiddetin meşrulaştırılmasına neden oluyor. O nedenle, her alanda demokratikleşme, sivilleşme ve Kürt meselesinin çözümü yönünde mücadelemizi çoğalarak devam etmemiz gerekiyor” dedi.